'Terörsüz Türkiye' yasası Fethiye'de vatandaşların gündeminde
İktidar tarafından 'Terörsüz Türkiye çerçeve yasası' olarak adlandırılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından, Fethiye'de vatandaşlara düzenlemeye ilişkin görüşlerini sorduk. Vatandaşlardan Alaaddin Öztürk, Ramazan Karakaş ve Tulu Öner, yasaya ilişkin farklı gerekçelerle eleştirilerini dile getirdi.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin yasal çerçevesini oluşturan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte düzenleme kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Fethiye’de görüşlerini paylaşan vatandaşlar, düzenlemeye yönelik eleştirilerini farklı başlıklar üzerinden dile getirirken, özellikle demokrasi, şehitler, gaziler, ekonomik sorunlar ve gelecek kaygısı konularına dikkat çekti.
Alaaddin Öztürk: “Gerçek demokrasi ve özgürlük varsa kabul ederim”
Çerçeve yasaya kişisel olarak karşı olduğunu belirten Alaaddin Öztürk, değerlendirmesinde demokrasi ve özgürlük vurgusu yaptı. Öztürk, “Ben zaten çerçeve yasaya şahıs olarak karşıyım. Bir Trabzonlu olarak, Türk milliyetçisi olarak karşıyım. Ama gerçek demokrasi, halkla bütünleşmek için herkese özgürlük ve demokrasi varsa kabul ederim. Yoksa ben onu kabul etmem” dedi. Şehitlerin konusunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Öztürk, “Şehitler ayrı bir şey. Çerçeve yasa fuzuli yasa. Başka bir şey değil” şeklinde konuştu.
Ramazan Karakaş: “Sadece oy için, başka bir şey yok”
Emekli olduğunu belirten Ramazan Karakaş ise yasaya ilişkin değerlendirmesinde siyasi iktidarların seçim dönemlerindeki politikalarını eleştirdi. Karakaş, “Sadece oy için. Başka bir şey yok. Sadece oy. Şimdiye kadar seçimlerde görmediniz mi, oy için neler yaptılar?” diyerek düzenlemenin kendisini etkilemediğini söyledi. Kendisini Atatürk sevdalısı olarak tanımlayan Karakaş, ailesinin geçmişine ve Çanakkale Savaşı’na vurgu yaparak, “Ben Atatürk sevdalısı bir insanım. Benim dedelerim Çanakkale’de kalmış. Bu memleket nasıl kurtuldu? Çanakkale’ye gittin mi? İyi bir rehber bulduğunda seni ağlatır mı? Biz neyin hesabını yapıyoruz?” ifadelerini kullandı.
75 yaşında olduğunu ve bir oğlu ile iki torunu bulunduğunu belirten Karakaş, düzenlemeden ziyade ekonomik koşulların kendi gündeminde daha büyük bir yer tuttuğunu ifade etti. Karakaş, “Oğluma da üzülmüyorum. İki tane torunumun geleceğine üzülüyorum. Yarım kilo çay alamıyorum. Ne çerçevesinden bahsediyorsunuz? Ben torunumu markete götürmeye korkuyorum. Siz hangi çerçeveden bahsediyorsunuz?” sözleriyle ekonomik sıkıntıların vatandaşın gündemindeki ağırlığına dikkat çekti.
Tulü Öner: “O gazilerimizi başımızda taşımalıyız”
Yaklaşık dokuz yıldır Seydikemer’in Kadıköy Mahallesi’nde yaşadığını belirten Tulü Öner ise değerlendirmesinde özellikle şehit ve gazilerin yaşadığı fedakarlıklara vurgu yaptı. Ailesinde askerlerin bulunduğunu belirten Öner, çocukluğunda şehit haberlerine ve yarattığı acılara yakından tanıklık ettiğini söyledi. Öner, “Çok şehit gördük. Çünkü çocukluğumda onlarla büyüdüm. Çok gözyaşı döküldü. Çok çocuğumuz babasız kaldı. Bu çerçeve yasa neye dayanarak yapılıyor? Yani ben bunu asla ve asla kabul etmiyorum” dedi.
Şehit ve gazilerin Türkiye için taşıdığı değerin unutulmaması gerektiğini belirten Öner, “O annelerin gözyaşları, şehitlerimiz, gazilerimiz. İnsan hiç mi yüreği sızlamıyor? İlla ateş düştüğü yeri mi yakar?” ifadelerini kullandı. Öner, “Biz gazilerimizi başımızda taşımalıyız. O kadar acı bir şey yaşanıyor ki, bugün insanlar Meclis’te oturabiliyorlarsa, o koltukta, o gazilerimizin hürmetine oturuyorlar. Çünkü onlar bu ülkenin sınırlarına sahip çıktılar. Biz bugün burada oturabiliyorsak onlara minnet ve şükran borçluyuz” dedi.