'Dastar' geçmişten geleceğe dokunan sanat
Dastar Dokuma Hocası Feray Aykurt, ata yadigarı dokuma geleneğini yaşatmak için öğrencileriyle birlikte Kuzugöbeği Festivali'nde yer almaya hazırlanıyor. Coğrafi işaretli Fethiye dastarının hem tarihi hem de zahmetli dokuma süreci genç kuşaklara aktarılmaya devam ediyor.
Fethiye’nin köklü kültürel miraslarından biri olan dastar dokumacılığı Dastar Dokuma Hocası Feray Aykurt’un önderliğinde yaşamaya devam ederken; Aykurt, bu kadim dokumanın hem üretim sürecini hem de tarihçesini anlattı. Dastarın anadan babadan kalma bir kültür olduğunu vurgulayan Aykurt, “Dastarımız, coğrafi işaretini almış ata yadigarı bir mirastır. Bükümünden desenine kadar diğer kumaşlardan ayrılır; bizim dokumamız 20’ye 1 kıvrak bükümdür, bu özelliğiyle tanınır” diye konuştu.
Zahmetli bir süreç gerektiren dokumacılıkta her aşamanın özen istediğini söyleyen Aykurt, ipliğin ham olarak alınıp buğday unuyla yapılan haşıldan geçirildiğini, kurutulduktan sonra bobin ve çözgü işlemlerinin başladığını aktararak, “Çözgü tahtasında tek tek geçirilir. En ufak karışıklık dokumanın geleceğini etkiler. Taraklama, gücüye alma, masura hazırlığı. Hepsi sırayla ve dikkatle yapılır. Dokuma kültürümüzün özü de bu sabırdır” dedi.
Fethiye dastarının tarihine de değinen Aykurt, bölgede yıllar önce yaşayan Rumlar ve Türkler arasındaki karşılıklı alışverişle bu geleneğin sürdüğünü anlatarak, “Türkler buğday ve arpa verir, karşılığında dokuma alırmış. O dönemlerden bugüne kalan bir miras bu” diye konuştu. Desenler konusunda öğrencilerine geniş bir yelpaze sunduklarını söyleyen Aykurt, kültürde önemli yeri olan çomak, sülük, yılan, ulama, farda (baklava dilimi) ve çerpez desenlerinin en çok tercih edilenler olduğunu belirtti.
Yaklaşan Kuzugöbeği Festivali’ne öğrencileriyle birlikte katılacaklarını söyleyen Aykurt, “Festivalde masa açacağız, ziyaretçilerimizle buluşacağız. Genelde dokumacılara merkez camisinin arkasındaki meydan tahsis edilir. Bizi orada bulabilirler” diyerek Fethiyelilere davette bulundu.


